GÜNEBAKAN OPTİMİSTİKLER- KÜSTÜM ÇİÇEGİ PESTİMİSTİKLER

günebakan çiçegi ve insan ile ilgili görsel sonucuKÜSTÜM ÇİÇEKLERİ ile ilgili görsel sonucu
Günebakan çiçegini hepiniz bilirsiniz sanırım.Hepimizin bayılarak yedigi,kapı önünde ,televizyon seyrederken,gezerken,otururken,arkadaş ile dedikodu yaparken çitledigimiz kısaca her anımızda yemekten çok zevk aldıgımız bir yiyecektir.Yöresel isimleri vardır ,yöresine göre çekirdek,ayçekirdegi,çigdem,şemşamer,gündöndü v.b...gibi isimler ile adlandırılmaktadır.

Papatyagiller ailesinin bir üyesi olan ayçiçeklerinin bilimsel ismi Helianthus annuus’tur. Helianthus, Eski Yunanca bir kelimedir. Helios güneş, anthos ise çiçek anlamına gelmektedir. Ayçiçeğinin ülkemizdeki adlarından biri“günebakan çiçeği“dir.Günebakan denmesinin nedeni de yüzlerini daima güneşe dogru dönmeleridir.Bunun sebebi de ayçiçeklerinin, ışığın her taraftan eşit geldiği alanlarda düz bir şekilde büyümeleri ve eğer ışık tek bir noktadan gelir ise,her zaman yüzlerini ışığa doğru dönmeleridir. 

Günebakan çiçegi hayatımızın içine o kadar girmiştir ki onunla ile ilgili hikayeler de üretilmiştir.Bunlardan hoşuma giden bir tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum ;


Günebakan çiçeği her gün güneşi seyredermiş.Güneş doğar doğmaz seyretmeye başlar batana kadar devam edermiş.Güneş ne tarafa dönse o yöne döner başka hiçbir yere bakmazmış.Güneş batınca boynu bükülürmüş. Birgün günebakan çiçeğinin yanında bir sarmaşık yeşermiş.Günebakan çiçeğinin hergün bıkmadan güneşi seyretmesine hayran olmuş.Günebakan çiçeğininde hergün onu seyretmesini istiyormuş çünkü ona aşık olmuş.En sonunda yanına gitmeye karar vermiş ve uzamaya başlamış. Çiçeğin yanına gelmiş ama hala çiçek güneşi seyrediyormuş.Günebakan çiçeğine sevgisini belli etmek istiyormuş,daha çok yaklaşmış.daha çok derken vucudunu sarmaya başlamış.Ama hayır çiçek onu farketmemiş bile.Çiçeğin vucudunu daha sıkı sarmaya başlamış.Benide farket ben buradayım der gibi sarıyormuş çiçeği.bir kere olsun aşık olduğu ay çiçeğinin yüzüne bakmasını istiyormuş Bir sabah günebakan çiçeği sarmaşığı izlemeye başlamış.Boynu bükülmüş sarmaşığı seyrediyormuş.Önceleri bu duruma çok sevinen ve ay çiçeğinin ona karşılık verdiğini sanan sarmaşık bir süre sonra sevgi alabilmek için çok sıktığı ay çiçeğinin bu yüzden öldüğünü ve ancak öldüğünde yüzünü ona döndüğünün farkına varmış. Sevgi çiçeklerin en asilini öldürmüş!

günebakan çiçegi ve insan ile ilgili görsel sonucuaşk öldürür ile ilgili görsel sonucu

Sevgi,aşk çok yüce bir duygu ama hikayemizdeki gibi bir sevgi,ölüme sebep olabilen bir aşk  olmaz olsun dedikten sonra günebakan çiçekleri ile insan kişilikleri arasındaki ilişkiyi irdelemek istiyorum 

Bazı insanlar var ki optimistik grup ,yani ne kadar olumsuzluk olursa olsun hep yüzleri gülümseyen ,herşeyde bir pozitiflik bulan ,özgüvenleri yüksek,hayata mutluluk,ümit ve sevgi ile bakan ,nereye girerlerse ortamı hemen ışıkları ile aydınlatan ,yüzleri hep gülümseme ile ışıldayan ,sorunları ne kadar kötü olursa olsun hep bir çözümü olacagına ve bu sorunun onları daha iyiye,daha mutluluga götürecegi inancına sahip yüzleri aynı günebakan çiçegininki gibi hep güneşe dogru dönük olan insan grupları .

hayata pozitif bakan kişiler ile ilgili görsel sonucuhayata pozitif bakan kişiler ile ilgili görsel sonucu
Bu insanlar yaşadıgımız dünya üzerinde bu kadar olumsuzluklar,savaşlar,düşmanlıklar,şeytanlaşmış taş kalpli insanlar,parasızlık,çıkar ilişkileri,yozlaşmış düzen ,menfaatler çarpışması,geçim zorlukları,hava kirliligi,dogal yaşamın giderek yok olması,ozon tabakasının yok olması kısaca her an  yaşayabildigimiz bu kadar bozukluklar,olumsuzluklar olmasına ragmen bu insanlar nasıl  hayata bu kadar sevgi ve mutluluk ile bakabiliyorlar .Hayata toz pembe gözlüklerle bakabilmeyi  ve mutlu olabilmeyi kim istemez ki?
Bu optimistik insanlar nasıl pozitif ,iyimser olabiliyorlar.Bunun sırrı nedir ,bu sır konusuna söyle bir göz atalım ;
Tüm zamanların en büyük buluşu şu bilgidir: Bir insan hareketlerini ve tutumunu değiştirerek hayatını değiştirebilir." William James’e ait bu tespit bizi hayata dair bildiğimiz klişeleri şöyle bir silkelemeye davet ediyor gibi. 
Psikoloji araştırmaları gösteriyor ki mutluluğun bir donma noktası var. Bu donma noktası kişinin bütünsel varlığını ve karakterini belirliyor.Ruh halimiz, bu donma noktası çevresinde geziniyor. Pozitif bir olay olduğunda mutlu oluyoruz, negatif bir durumla karşılaşınca üzülüyoruz ama zamanla o dengedeki noktaya tekrar ulaşıyoruz.
İşte kendi mutluluğunuzu kontrol edebilmenizin sekiz yolu…
1. Pozitif psikoloji dergisinde yayımlanmış deneysel bir araştırma sadece mutlu olmayı denemenin bile işe yaradığını göstermiştir.Deneyde iki grup öğrencinin bir bölümüne neşeli müzikler dinletildi ve iyi hissetmeleri söylendi. Diğer gruptan ise daha duygusal müzikler eşliğinde hüzünlü anılarını düşünmeleri istendi.Deneyin sonucunda mutlu hissetmeye çalışan grup deneyden moralleri yüksek olarak ayrıldı.Siz de iletişim ve kişisel becerilerinizi yükseltecek eğitimlere katılabilirsiniz.
2. Mutluluğu amacınız haline getirin.Mutlu insanların hayattaki bir numaralı amacı mutlu olmaktır.Çevrenizde pozitif enerjisi yüksek, sizi iyi hissettiren insanları tutun.
3. Farkındalığı seçin.Nöropsikolog Rick Hanson’a göre beyinlerimiz her şeyin kötü olanını keşfetmeye çalışırlar.Negatif tecrübelere sımsıkı sarılırken, pozitif olanlara karşı teflon (geçirgen olmayan tabaka) gibidirler.Bu negatif önyargı beynin kötü haberlere,iyi haberlere göre şiddetli bir biçimde tepki vermesine neden olur.Pozitif anlarımıza tutunarak, onların değerini bilerek negatiflige karşı gelebiliriz.
4.Pozitif alanların içinde kalın Mutluluğun sırrı farkındalığa önem verdikçe çözülür.Zihnini susturmayı denemek için yeterli süre oturup herkesin herhangi bir yerde yapabileceği meditasyon mutluluk takviyesi olarak bire birdir.
5. Mutluluğun yolu gülümsemekten geçer Keyfinizi yerine getirmenin sırrı, en basit haliyle kendinizi gülümsetebilmektir.
6. Minnet duyun.Şükran ve minnet duygusunun mutluluk üzerindeki pozitif etkisi de bilimsel olarak kanıtlanmıştır.Bir araştırmaya göre, ‘Dünyada herkesin kolaylıkla ulaşabileceği zevklerden’ keyif alan insanlar, basit şeylerle bile mutlu olmayı başarabilen mutlu insanlardır.
7. Mutluluğu takip et, onu bul ve başar.Geleneksel düşünce başarıyı takip etmenin kişiyi mutluluğa götüreceğine inanır.Oysa araştırmalar bunun tersini gösteriyor.Mutluluğu takip etmek, kişiyi mutlulukla birlikte başarıya da götürüyor.Pozitif duygularla çalışanların performanslarının, yaratıcılıktan,odaklanmaya ve işi sahiplenmeye kadar birkaç alanda birden arttığı gözlemlenmiştir.
8-Kendinize izin verin! Yıllarca vaktini ölüm döşeğinde olan yaşlı insanlarla geçiren, Palyatif bakım hemşiresi Bronnie Ware, hastalarının sık sık, kendi kendilerine mutlu olmaya “izin vermedikleri” için pişman olduklarını fark etmiştir.Birçok insan mutluluğun bir tercih olduğunu maalesef hayatının sonuna gelmeden fark edememektedir.
İnsanlar, eski alışkanlıklarından ve yaşam şekillerinden kopamıyorlar.Tanıdık olanın sözde “rahatlatıcı“ etkisi fiziksel yaşam kadar,duygulara da taşınmış durumda.Değişimin korkusu, insanları kendine ve başkalarına karşı durumundan hoşnutmuş gibi davranmaya itiyor.Aslında derinlerde içten bir kahkahaya ve uçuk şeyler yapmayı herkes arzuluyor.

Sevdigimiz bir kitabı okurken altını çizdigimiz,begendigimiz,hayat görüşümüzü yansıtan ve aklımızda daima kalmasını istedigimiz bazı cümleler vardır.Altının çizilmesine deger ünlü yazarların mutluluk kavramı üzerine olan cümlelerinden bazıları şunlardır;
Leo Tolstoy: "Mutluluk bir alegori, mutsuzluk ise hikayedir."
Ayn Rand: "Kendinize değer vermeyi öğrenin; ki bu, mutluluk için mücadele etmek de demektir."
Charlotte Bronte: "Paylaşılmamış bir mutluluğa, mutluluk demek güçtür; hiçbir tadı yoktur bunun."
Hunter S. Thompson: "Mutlu olmak için başkalarının kalbine ve zihnine muhtaçken, kendinize nasıl saygı duyabildiğinizi anlamıyorum."
Ernest Hemingway: "Zeki insanın mutluluğu, bildiğim en nadir şeydir.
Kurt Vonnegut: "Ve lütfen mutlu olduğunuzda bunu fark edin; ve haykırın ya da mırıldanın ya da sadece düşünmekle yetinin, 'Eğer bu muhteşem değilse, muhteşem olan nedir ki!'" 
Robert Louis Stevenson: "Mutlu olma ödevi kadar küçümsediğimiz başka hiçbir ödev yoktur. Oysa mutluyken dünyaya anonim iyilik tohumları ekeriz." 
Fyodor Dostoyevski: "İnsan yalnızca dertlerini saymaktan hoşlanır, mutluluklarını ise saymaz."
Jane Austen: "Hak ettiğimden daha fazla mutlulukla karşılaştığımda, bundan dolayı memnun olmayı öğrenmek zorundayım." (Gurur ve Önyargı)
Douglas Adams: "Mutlu olmayı, haklı olmaya tercih etmeyeceğim tek bir gün yok." (Otostopçunun Galaksi Rehberi)
Gillian Flynn: "Dünyaya gösterdiğin yüz, ona sana nasıl davranması gerektiğini de söyler."
Charles Dickens: "Mutluluk bir armağandır ve işin sırrı onu beklemekte değil, geldiğinde memnun olmaktadır." (Nicholas Nickleby)
Victor Hugo: "Yaşam en yüce mutluluğu, sevildiğine ikna olmuş kişiye sunar; kendisi olduğu için sevilmiş - hatta diyebiliriz ki, kendisine rağmen sevilmiş kişiye." 
Jack Kerouac: "Mutluluk, her şeyin muazzam bir garip rüya olduğunu fark etmeye bağlıdır." (Yalnız Gezgin)
Paulo Coelho: "Eğer daima an'a odaklanmayı başarırsan, mutlu bir adam olursun." (Simyacı) 
Edith Wharton: "Kafanı mutlu olmaya takmadığın sürece, iyi vakit geçirmenin önünde hiçbir engel göremiyorum." (The Last Asset)
Alexandre Dumas: "Gururlu değilim ama mutluyum. Ve mutluluk insanı kör eder; bana kalırsa, gururdan bile daha fazla üstelik..." (Monte Cristo Kontu) 
George Orwell: "İnsanlık özgürlük ile mutluluk arasında tercih yapmak zorundadır ve insanların büyük çoğunluğuna mutluluk daha uygundur." (1984) 
Gabriel Garcia Marquez: "Mutluluğun tedavi edemediği bir şeye hiçbir ilaç çare olamaz." (Aşk ve Öbür Cinler)
J.M. Barrie: "Mutluluğun sırrı sevdiğin şeyi yapmakta değil, yaptığın şeyi sevmektedir." 
Mutluluk üzerine daha pek çok yazardan daha pek çok söz sayabiliriz .Mutlu olmak hayatta bu denli önemli iken hayatta optimizm(iyimserlik) grubu insanların tam zıddı tipte olan ,her daim yarısı dolu olan bardagın boş tarafını gören pesimizm(kötümserlik) insan grupları vardır.Ben kötümser insanları küstüm çiçegine benzetirim.Küstüm çiçegini (dokunma bana çiçegi )bilirsiniz.Yapraklarına dokunuldugu anda tepki olarak yapraklarını kapatır.Tekrar açması için illaki sulanması gerekir .Olumsuz pesifistik insanlarda aynı küstüm çiçegi gibi hayatlarındaki olusuzluklarda hayata nerdeyse  kendilerini kapatırlar.Açılabilmeleri için neler gereklidir sizce ,aşagıda bunları biraz irdelemek istiyorum ;
küstüm çiçeğinin küsmüş hali ile ilgili görsel sonucukötümserlik ile ilgili görsel sonucu


Bu insan grupları hayatta her şeye,her duruma olumsuz tarafından bakma eğilimindedirler.Kötümserlik; kişinin olumlu ve umut barındıracak tüm düşüncelerini süpürüp atabilecek güce sahip bir dalga gibidir. Hepimizin geleceğe dair kaygıları bir dereceye kadar vardır; ancak bu kaygı yoğunluğunun kişinin hayatınını nasıl etkilediği çok önemlidir.
Kötümser kişiler, gelecekte olabilecek sıkıntıları sanki şu anda oluyormuşçasına görme eğilimi içindedirler. Örneğin; kişi işinde meydana gelen ufak bir tersliği, iflas olarak algılar. İflas etme düşüncesinin içinde kaybolup, sadece düşüncesi nedeniyle üzüntü ve çaresizlik hissi yaşayabilir. Veya kötü giden bir ilişkinin sonlanmasından sonra kötümser kişi; ilişkilerine dair bir genelleme yapabilir ve ‘‘Bundan sonra iyi bir ilişkim olmayacak’’ şeklinde düşünebilir. Bu düşünce de kişiyi umutsuzluğa ve mutsuzluğa iter.
Kötümser kişinin tahminleri, aşırılık ve genellemelerle doludur. Geleceği şu anın bir uzantısı olarak kabul ederler ve an içinde olumsuz bir şey yaşanıyorsa, bunun her zaman bu şekilde devam edeceğini zannederler. Örneğin; kişi kendisini çaresiz hissediyorsa, bu onun için her zaman böyle hissedilecek bir duygu anlamına gelir.
Kötümser kişilerin düşünce yapısı şu şekildedir:
  • ‘Hiçbir şey yolunda gitmiyor.’
  • ‘Yaşamımda güzel hiç bir şey yok.’
  • ‘Mutlu olamayacağım.’
  • ‘İyi bir ilişkim olması mümkün görünmüyor.’
  • Başarılı olduğum hiçbir şey yok.’
  • ‘Bir şeyleri değiştirmek için artık çok geç.’
Kötümser kişilerin cümleleri genelleme ve abartma ile doludur. Bir sorunun pek çok farklı çözümü olabileceğini ve her zaman yeni bir yol bulunabileceğini düşünmezler bile.Karşılaşılan problem çözülemez veya zorluklar ile dolu görünürse, bunu aşamayacağını ve yoluna devam edemeyeceğini düşünür.
Kötümser kişi; başarabildiklerine, yeterliliklerine, sahip olduklarına, olabilecek güzel şeylere odaklanmayı başaramaz. Bunlar gerçekleşse dahi kişi onları görmekte zorlanır veya küçük görerek etkisini azaltır. Başaramadıklarına, yetemediklerine, sahip olamadıklarına, olamayacak olan şeylere odaklanır. Ve bunları büyütür. Hayata bu bakış açısıyla bakıldığı sürece olumlu duyguların hissedilmesi mümkün değildir.Mutsuzluk adeta "pasif içici" olmak gibi, herkes için ölümcüldür. 
Mutluluk tanımlanması çok zor bir şeydir ve bir çok şekilde meydana gelebilir. Diğer taraftan mutsuzluğun tespiti çok kolaydır; onu gördüğünüzde tanırsınız ve sizi ne zaman esir alacağını bilirsiniz.
Mutluluk sizin düşündüğünüzden daha az yaşam şartları ile bağlantılıdır.Illinois Üniversitesinde yapılan araştırmalara göre en iyi kazanan insanlar (yılda 10 milyon $) yanlarında çalıştırdıkları bay X ve bayan Y lerden sadece bir miktar fazla mutlu olabilmektedirler.
Yaşam koşullarının mutluluğunuza katabileceği çok fazla şey yoktur. Çünkü daha fazla mutluluk sizin kendi kontrolünüzdedir-mutluluğunuz alışkanlıklarınızın ve hayata bakışınızın bir ürünüdür.Milliyetiniz,devletiniz,yaşadıgınız ülke mutluluk üzerine ancak bir yere kadar etkili olabilmektedir.Benjamin Franklin'in bir sözü vardır ;"Anayasa insana sadece mutluluğunu sürdürme hakkı verir. Siz onu kendiniz elde edersiniz".
İnsanlar mutsuzken onların çevresinde bulunmak, onlarla  çalışmak çok zordur. Mutsuzluk insanları sizden uzaklaştırır, sizi muktedir olduğunuz her şeyi yapmaktan geri tutan bir kısır döngü oluşturur.
Mutsuzluk sizi sürpriz bir şekilde yakalayabilir. Mutluluğunuzun büyük bölümü yakından izlemek zorunda olduğunuz ve sizi uçuruma sürüklemediğinden emin olmanız gereken düşünce ve eylemdeki alışkanlıklarınız tarafından belirlenir. 
Bazı alışkanlıklar diğer alışkanlıklardan daha fazla mutsuzluğa yol açar. Bu mutsuz eden alışkanlıklardan bazıları şunlardır ;
Mutlu olmak için geleceği beklemek. Kendi kendinize ben mutlu olacağım "Eğer ki...." demek bu alışkanlıkların en basitidir. Bu ifadeyi nasıl sonlandırdığınızın bir önemi yok ( terfi alırsam, daha iyi ücret alırsam veya yeni bir ilişkim olursa şeklinde sonlandırabilirsiniz) çünkü bu ifade durumlara çok fazla vurgu yapıyor ve mutluluğu engelleyen durumların gelişmesine katkıda bulunuyor. Ruh haliniz üzerinde kanıtlanmış hiç bir etkisi olmayan şeyleri beklemekle vaktinizi harcamayın. Bunun yerine şimdi ve hemen şu anda mutlu olmaya odaklanın, çünkü geleceğin garantisi yoktur.
"Bir şeyleri" elde etmek için çok fazla zaman ve efor harcamak.  Aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların mali durumları iyileşince mutluluklarında önemli bir artış oluyor, fakat yıllık gelir 20.000$'ın altına düştüğünde para ile gelen bu mutluluk hızla azalmaya başlıyor. 
Evde Kalmak. Mutsuz olduğunda diğer insanlardan uzaklaşmak ruh halin için cezbedici gelebilir ama sosyalleşme açısından büyük bir hatadır. Hepimiz için kafamıza yorganı çekip herkes ile konuşmayı reddetmek istediğimiz günler vardır. Fakat anlayın ki bu bir eğilim olmaya başladığı dakika ruh halinizi bozar. Mutsuzluk sizi anti-sosyal yapmaya başladığı an bu dediğimi hatırlayın ve dışarı çıkıp insanların arasına karışmaya kendinizi zorlayın, o anda farkı göreceksiniz.
Kendinizi Kurban Görmek. Mutsuz insanlar hayatın zor ve insanın kontrolü dışında olduğu pozisyonundan hareket etmeye eğilimlidir. Başka bir deyişle, "Hayat beni dışlıyor ve bu konuda yapabileceğim hiç bir şey yok." Bu felsefe ile ilgili temel sorun bunun çaresizlik duygusunu körüklemesidir ve kendisini çaresiz hisseden insanlar büyük olasılıkla bir şeyleri daha iyi hale getirmek için çaba göstermezler. Herkes belli zamanlarda kendisini aşağıda hissetme hakkına sahipken, bu etkinin hayata bakış açınıza yansıdığına müsaade ettiğinizde durumun farkına varmanız önemlidir. Başına kötü şeyler gelen tek kişi sen değilsin ve harekete geçmek istediğin taktirde geleceğini kontrol etmek senin elindedir.
Pesimizm. (Kötümserlik) Hiç bir şey kötümserlik kadar daha çok mutsuzluğu körüklemez. Kötümser tavır ile ilgili sorun onun kendini gerçekleştiren bir kehanet olmasıdır: kötü şeyler beklerseniz kötü şeyler almanız olasıdır. Kötümser şeylerin ne kadar mantıksız olduğunun farkına varmadan onlardan kurtulmak zordur. Kendinizi gerçeği görmeye zorlayın ve fark edeceksiniz ki bir şeyler göründüğü kadar kötü değildir.
Yakınmak. Yakınmak, ardında yatan tavrın verdiği rahatsızlık kadar tek başına da yeterince rahatsız edicidir. Yakınmak kendi kendini güçlendiren bir davranıştır. Bir şeylerin ne kadar kötü olduğunu sürekli konuşarak-ve dolayısıyla düşünerek-negatif inançlarınızı doğrulamış oluyorsunuz. Sizi rahatsız eden şeyler hakkında konuşmak sizin daha iyi hissetmenize yardımcı oluyor iken, yakınmak ile mutsuzluğu körüklemek arasında da ince bir çizgi vardır. Sizi mutsuz etmesinin ötesinde yakınmak diğer insanları da sizden uzaklaştırır.
Orantısız Sallama. Kötü şeyler herkesin başına geliyor. Aradaki fark mutlu insanlar kötü şeylerin onları geçici uğrak yeri olarak gördüğünü bilirler oysa mutsuz insanlar en ufak negatif şeyi hayatın onları dışladığının kanıtı olarak görürler. Mutlu insanları yollarına çıkan ufak tefek kazalar üzer ama onlar bir şeyleri derinlemesine ele almasını bilirler: "Ne aksilikti ama neyse ki ciddi bir şey değildi." diğer taraftan mutsuz insanlar bu aksiliği kullanarak o günlerinin, o haftalarının, o aylarının, belki de bütün yaşamlarının o aksilikten kaynaklandığının kanıtı olarak görürler.
Sorunları halının altına süpürmek. Mutlu insanlar her hareketlerinden mesul dur. Bir hata yaptıklarında onu üstlenirler. Diğer taraftan mutsuz insanlar sorunları ve hataları kendilerine tehdit olarak görürler, o yüzden gizlemeye çalışırlar. Problemler görmezden gelindiğinde büyümeye eğilimlidir. Bir problemin üstüne gitmediğiniz sürece o problem bir şey yapamayacağınızı hissedeceğiniz kadar zor bir hale gelir, sonra da aynen kurban olma duygusuna geri dönersiniz.
Gelişmemek. Mutsuz insanlar kötümser oldukları için ve kendi hayatları üzerinde kontrol eksiklikleri olduğu için arkalarına yaslanıp hayatın onlara bir şey yapmasını beklemeye eğilimlidirler. Hedefler koymak, öğrenmek ve kendilerini geliştirmek yerine sadece yavaştan alırlar ve bir şeylerin neden değişmediğini merak ederler.
Birilerine yetişmeye çalışmak. Kıskançlık ve haset mutluluk ile uyumsuzdur bu yüzden sürekli olarak kendinizi birileri ile karşılaştırmaya devam ediyorsanız mutlulugu yakalayabilmek için buna  dur demenin vakti geldigini söyleyebilirim.Yapılan bir çalışmada, çoğu denek daha az para kazanmanın eğer ki başkaları da aynı olacaksa kendileri için sorun olmadığını söylemişlerdir. 

Mükemmel bir mutluluk adına davranışlarınızı,alışkanlıklarınızı değiştirmek kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden bir tanesidir. Ama aynı zamanda bu başka bir sebepten ötürü de önemlidir-mutluluğunuzun kontrolünü ele almak sizinle birlikte çevrenizdeki herkesin de mutlu olmasını sağlar.

Dünya üzerinde yaşayan İnsanlar olarak bizler günebakan çiçegi mi veya küstüm çiçegi mi olmak istiyoruz.Yapacagımız seçimler ile tercih bizlere ait ,unutmamamız gerekir ki tercihler hayatımızı belirleyen en önemli faktörlerdendir.
kötümserlik ile ilgili görsel sonucukötümserlik ile ilgili görsel sonucu

Yorumlar