NAMUSSUZ NAMUSLULAR

                   Namus  kavramınız yerin dibine batsın.
                                                             
  
Dürüst, erdemli, ahlaklı,başkasının hakkına el uzatmayan ,harama göz dikmeyen ,yalan söylemeyen ,düşündüğünü açıklıkla dile getiren insana mı namuslu denebilir yoksa kendi çıkarı için başka insanların haklarını elinden hiç düşünmeden alabilen , aklı başka ağzı başka laf eden ,başkalarının karısına - kızına göz diken ,çalıştığı iş yerini hiç çekinmeden soyan ,çalan ,çırpan ,verdiği sözü tutmayan ,yalancı,riyakar ,namus bekçisi geçinen ama dış görünüşteki yaşam tarzında namuslu denilecek kandırmaca usuller ile yaşayan mı namusludur ?
                                 namus bekcisi ile ilgili görsel sonucu

Namus kavramına bakarsak içinde yaşanılan toplumun olmaz ise olmaz doğrularının ihlal edildiği etik, tinsel, dinsel ya da normların (kısaca adet örf, gelenek) yasakladığı ve yapılmasının hoş karşılanmadığı davranış türleridir.
Türk Dil Kurumu ise namusu “bir toplum içinde ahlak kurallarına karşı beslenen bağlılık” olarak tanımlamaktadır.                     
Tüm namus erdemlerini üzerinde taşıyabilen kiyi de namuslu denmektedir.Namuslu kişi irdelemesinde ilk aklıma gelen gülümseyerek hatırladığım ve yıllar önce izlediğim yeşilçam filmlerinden biri olan Şener Şen'in başrolünde olduğu Namuslu adlı filmdir .
Bu filmde Şener Şen'in canlandırdığı Ali Rıza Bey, bir işyerinde mutemet olarak çalışan, kendi halinde, az gelirli ama namuslu bir vatandaştır. Namuslu ve dürüst olmanın karşılığını hor görülerek, itilip kakılarak almaktadır. İşyerindeki herkes bin bir dolap çevirip para kazanırken o dürüstlükten ayrılmaz. Günün birinde işyerinin yüklü miktarda parasını soygunculara kaptırır. Ancak saldırıya uğradığına ve masum olduğuna kimseyi inandıramaz.
 Çevresindeki herkes onun nihayetinde gözünün açıldığını ve parayı zimmetine geçirdiğini düşünmektedir. Üstelik bu inançla ona olan itibarları birdenbire artmıştır. Namussuz olarak bilinmek bir anda tüm ilgiyi onun üzerine toplamıştır. Yıllardır onu hakir görenler, alay edenler saygıda kusur etmez. Ancak Ali Rıza Bey, işin gerçeğini bir türlü kimseye açıklayamaz ve parayı çalmış gibi davranmaya karar verir! Sonunda Ali Rıza hırsız damgası yiyerek itibar görmeye tahammül edemez hâle gelir ve çevresinden intikam almaya karar verir. Ve ....gelişmeler sonucunda da gemiye binip gider.Arkasından herkes "namuslu çıktı namussuz " diye inler ...
                                       
Namuslu insanların itibar görmediği ,namussuzluğun yüceltildiği 1984 yapımı bu filmden günümüze 2020 yılında dahi hiçbirseyin değişmediği,gelişim açısından bir arpa boyu yol bile gidemediğimiz ,her geçen sene bir önceki yılı aradığımız ahlaki ,insani ve vicdanı değerlerimizi gün be gün yitirdiğimiz son yaşanan olaylardan aşikardır.
Daha bir kaç gün önce bir baba kızını erkek arkadaşı olduğu için katledilmiştir.Bir baba evladını nasıl bir ruh hali içinde idi ki katlini vacip gördü .Toplum sosyolojisileri incelendiğinde yıllardır geri kalmış ülkelerde namus için ölünür ve öldürülür kavramının  nasıl geliştiğini ve yerleştigini görebilmekteyiz.Bunun sebebi olarak  toplumlarda erkek ve kız çocuklarının yetiştirilme tarzları ,ailenin ekonomik durumu ,sosyal çevresi ,anne ve babanın kültür durumu ( ilkokul ,lise, üniversite mezunu ) v.b gibi etmenlerdir.
                                                       NAMUS UGRUNA ile ilgili görsel sonucu
Yine geçtiğimiz günlerde Hatay'da bir baba işsiz olduğu için Hatay Valiliğinin önünde çocuklarım aç diyerek kendini yaktı..Peki kim için ? Çocukları için .Hastaneye götürülürken ambulansta kalp krizi geçirerek vefat etti. Keşke vefat eden bu baba olmasaydı da , vicdansız ,merhametsiz ,şahsiyetisiz kızının katili olan baba denmeyi hiç hak etmeyen cani ölseydi .Bu olaylardan sonra şu şarkı sözlerini hatırlamamak mümkün müdür?

Adaletin bu mu dünya?
Ne yar verdin ne mal dünya
Kötülerinsin sen dünya
İyileri öldüren dünya

adaletsiz dünya ile ilgili görsel sonucu

Bir erkek kız arkadaşıyla geceyi birlikte geçireceğini babasına söylerse "Vaay adam olmuş benim oğlum."cevabını alır.Ama eğer bir kızın erkek arkadaşıyla gündüz bile olsa dışarı çıktığı duyulursa "Orospu mu olucaksın başımıza,elalem neler der haberin var mı,namusumuzu milletin ağzına sakız ediyorsun...."gibi sözlere maruz kalır.Bu bağnaz düşüncelerde olan namuslu geçinen namussuz kişiler erkek çocuklarını “aslan oğlum büyüyünce çok canlar yakacak” diye yetiştirip oğlunun sevgilisinden “el kızı, elinin kiri” diye bahsederken , kendi kızını da baskıyla, korkutarak büyütür.
Kız evlat özellikle kırsal ,egitimden uzak ve geri kalmış kesimlerde erkek evlat kadar değer görmez ,gerici zihniyete  göre kızları evlattan daha ziyade cinsel organdan ibarettir .Kızlık zarı bozulmadan kocasına ulaştırılması gereken bir maldır .Canının hiçbir önemi yoktur.Babalar gururla el değmemiş mallarını (kızlarını) bakir olduğunu kanıtlamak amaçlı kırmızı kuşak ( kız olduğuna ispat olması amaçlı kan rengi )baglayarak düğünde erkeğe ,kocaya sunarlar. 
Sosyolojik inceleme raporlarına göre namus, özellikle kırsal kökenli, aşiret ve akrabalık ilişkileri güçlü, kente göç etmiş olsalar bile çevreleri fazla değişmemiş kişilerde, insanların uğruna öldürülebileceği çok büyük bir şey, yaşamın anlamı ve amacı olarak tanımlanmaktadır. Öte yandan tüm kentlerde en güçlü eğilim, namusun kadın, kadın bedeni, cinselliği ve kadınların kontrol edilmesi biçiminde ele alınmasıdır.
Namus açısından geri toplumlarda kızların bakire olarak evliliğe girmesi çok önemlidir. Evliliğin (genelde) ilk gecesinde bakirelik sona erdirildiğinde, çarşafın üzerinde meydana gelmesi beklenen kan lekesi geri kalmış kültürlerde namuslu bir geçmişin kanıtı olarak görülür. Özellikle Türkiye'nin doğusunda geçmiş yıllarda bu leke "Namus gülü" olarak adlandırılırıp gururla yeni evlenmiş çiftin kapısı önüne asılırdı.Günümüzde geçerliliğini her ne kadar yitirmiş olsa da hala yaşandığı bölgeler görülebilmektedir.
kızlık zarı düğün ile ilgili görsel sonucu

"Seviştiler bakir ile bakire , adama milli dediler kadına fahişe." lafı bu tam olarak ülkemizdeki cinsellik anlayışını yansıtmaktadır.Toplumumuzun büyük bir kesimi beyinlerini doğal ortamından çıkarıp, apış arasına sıkıştırdıkları için, beyin "düşünmek" gibi yapması gereken doğal işlevlerini dahi yerine getirememektedir.
Geri kalmış toplumlarda namus kavramını kadın, kadın cinselliği ,bakir olması ve bunu kadının ,ebeveynlerinin ve toplumun kontrolü ile bağdaştırma yönünde kuvvetli bir eğilim vardır. 
Kızlardan bekaretini koruması ,evlenmeden önce cinsel ilişkide bulunmaması, düzgün giyinmesi, iffetli  !!!! bir kadından beklendiği gibi  kışkırtıcı olmayacak şekilde davranması ,giyinmesi ve toplumsal örf- adet çerçevesinde  görevlerini yerine getirmesi beklenmektedir. 

             kim namus ve ahlâk şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu o' dur ile ilgili görsel sonucu       kışkırtıcı olmayacak şekilde giyinmesi tesettür ile ilgili görsel sonucu
Türkiye'nin büyük kentlerinde yukarıda bahsi geçen kuramlar  genelde ilkel ve saçma olarak görülür. Çünkü kızlık zarının zedelenmesinde gerçekleşen kanama çok farklı olabilir, ve bazen hiç kanama olmaması da mümkündür. 
Bekar kadınlar bazen ortaya çıkmış söylentilerin yaşamlarına , ruhlarına ve kişiliklerine yansıyan olumsuz etkilerinden dolayı, gönüllü veya zoraki olarak kadın doktorundan bakirelik belgesi ( bence bu kadının şahsına ,kişiliğine,onuruna hakarettir ve sadece bir zardan ibaret mal olarak görüldüğünü ispatlayan bir belgedir. !!!)  alıp dedikoduyu ortadan kaldırabilmektedirler.
Frida Kahlo "Ahlak, namus deyince sadece kadından konuşan herkes ahlaksız ve namussuzdur." der. 
Nietzsche ekler; kim namus ve ahlak şövalyeliği yapıyorsa bilin ki en namussuzu odur!”
Ayrıyken ahlaksız yaratık olan insanlar bir araya gelince namuslu kişiler olurlar." der Montesquieu. 
Kadının namusunun tabu haline getirildiği toplumlarda öncelikle erkeğin namusundan şüphe edilmesi gerekmektedir.Namus gibi gösterip kendi namussuzluğunu örtmek için, kadınları öldüren namussuz erkekler maalesef ki 21.yüzyil da bile toplumumuz içinde yaşayabilmektedirler.
Şimdi  “Namus nedir?” sorusuna bir de sözlüklerden bakalım:
1.Toplum içinde onur ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlılık;
2.Doğruluk, dürüstlük, erdemlilik, ahlaklılık;
3.Cinsel erdem, iffet.
Demek ki “Namus” sadece kadınlar ile ilgili bir şey değil; toplum içinde onur ve ahlak kurallarına sıkı sıkıya bağlı yaşamak ve doğru, dürüst, erdemli ve ahlaklı olmakmış.

Kadınları cezalandırmak için aile meclisi kurmadığımız; cinsel namus gerekçesiyle kızlarımızı mezara, oğullarımızı hapishaneye göndermediğimiz zaman insan, adam ve uygar toplum olabiliriz!
Namus kavramı gelişimini normal olarak (akıl-saglık-ruhsal kişilik ) tamamlayamamış insanların dolgu malzemesidir.Akıl ve vicdanın en iyi ortaklığıdır. Erkek egemen toplumlarda, kadınlara zorla giydirilen  yazın terleten, kışın üşüten bir elbisedir.Oysa ki namus isimdir, saygınlıktır, güvenilirliliktir, değerliliktir, akla gelen insanı değerli kılan herşeydir.
Namus kendine olan güveni yetersiz olan erkeklerin kadınları ellerinin altında tutabilmek icin kadına taktıkları bir kelepçedir .
                                                   

Oğuz Atay ''ben, sadece namuslu olmakla övünen kişiyi adamdan saymıyorum. toplumu iyiye, güzele götürmek için kendi gibi namuslu insanlarla birlikte bir çaba harcamamışsa, çevresindeki uygunsuz gidişe baş kaldırmamışsa, o kişi namussuzdur benim için.''demiştir. 
"Bir kadın değişirse bir aile ,bir aile değişirse bir toplum değişir"diyerek ,namuslu geçinen namussuzlara başkaldırarak toplumsal değişimin ilk basamağı olarak herkesin özellikle kız çocuklarının iyi eğitim alabilmesinin mümkün olduğu ,ekonomik ve sosyal özgürlüklerini doyasıya yaşayabildikleri ,kadınların namuslarının bacak aralarında görülmediği ve tüm namussuz namusluların yok olduğu bir dünya diliyorum.

                       namussuz namuslu erkekler ile ilgili görsel sonucu 



 *İlkan San ;Türk sanat müziğinin söz yazarlarındandır.

Kaynaklar 



https://1000kitap.com

Yorumlar

  1. Bu konu maalesef hep gündemde. Yıllar önce yazılan, çizilenler hala geçerli. Keşke, bu konularda yazma ihtiyacı hissetmesek. O günlerin gelmesi dileğiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke , ama insanlarımızın büyük çoğunluğunun eğitim seviyesi yükselmedikçe maalesef bu yazılar devam edecektir.

      Sil

Yorum Gönder